Ara 30 2008

Pasif içicilik kanser riskini artırıyor

Posted by admin in Sağlık

Uzmanlar, pasif içiciliğin akciğer kanseri riskini yüzde 40 artırdığını açıkladı.
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji, Kanser Epidemiyolojisi Bilim Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik, ‘Çevresel tütün dumanına maruz kalmanın, sigara içmeyenlerde akciğer kanserini yüzde 30-40 artırdığını’ belirtti.

Çelik, dünyada her yıl 5 milyon kişinin tütünle ilgili hastalıklardan dolayı yaşamını söyledi.

Sigara kullanmayanların da özellikle evlerde ve iş yerlerinde tütün dumanına maruz kaldıklarına dikkati çeken Çelik, dünyadaki 1.5 milyar çocuğun yarısının pasif içiciliğe maruz kaldığını, Türkiye’de de bu oranın yüzde 80′lerde olduğunun tahmin edildiğini ifade etti. Çelik, ”Sigara, evlerin balkonlarında, mutfaklarında, halka açık mekanlarda ve özel taşıtlarda da içildiği sürece pasif içiciler risk altındadır” dedi.

Çelik, 19 Mayıs 2008′de yürürlüğe giren ”Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun”la kapalı mekanlarda sigara içilmesinin yasaklanmasını desteklediklerini, kanunun kapsamının 2009 Temmuz ayından itibaren genişletilerek lokanta, kahvehane, kafeterya ve barlarda yasaklanmasıyla da sigara ile mücadelede önemli bir yol alınacağını bildirdi.

Her şeye rağmen sigara kullanımının azaltılması için yasakların yetersiz kalacağı görüşünü savunan Çelik, öncelikle kişinin sigarayı bırakmaya karar vermesi gerektiğini söyledi. Çelik, sigarayı kendi iradesi ile bırakma oranının yaklaşık yüzde 1-2 olduğunu vurgulayarak, sigara bırakma sürecinde uzman doktorlardan yardım alınması gerektiğini söyledi.

‘HER YIL 160 BİN ÇOCUK KANSERE YAKALANIYOR’

Çelik, pasif içicilikten korunmak için hiçbir havalandırma yönteminin yeterli olmadığına, tütün dumanının, kısa süreli havalandırmayla odadan çıkmadığına, eşyalara, duvarlara, giysilere ve tene işlediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

”Pasif içicilik, özellikle çocuklarda astım, zatürre, kulak iltihabı gibi hastalıkların görülme oranını artırmaktadır.

Dünyada her yıl 160 bin çocuk kansere yakalanmaktadır ve bunların 90 bini yaşamını yitirmektedir. Bu çocukların çoğu, sigara bağımlısı değil, pasif içicilerdir. Alınacak önlemlerle bu sayının yüzde 80′i kurtarılabilir.

Akciğer kanserlerinin yüzde 90′ı tütünle bağlantılı. Her yıl 40 bin kişi akciğer kanserine yakalanıyor. Herkese sesleniyoruz. Tütün mamulleri kullanmayın. Çocuklarınızı, bebeklerinizi ve gençleri pasif içicilikten koruyun.”

Türkiye’de sigaraya başlama yaşının 11′e düştüğünü, gençlerin ve çocukların yüzde 30′unun sigara içtiğini, gençlerin ve çocukların yüzde 80-90′ının ise özellikle evlerinde sigara dumanına maruz kaldığını dile getiren Çelik, çevresel tütün dumanının ciddi bir kanserojen olduğunu vurguladı.

Çelik, çevresel tütün dumanının, ana akım ve yan akım olmak üzere ikiye ayrıldığını belirterek, ”Ana akım, sigara içicisinin soluduğu duman, yan akım ise sigaranın yanan ucundan çıkan dumandır. Bir sigaradan ortama saçılan dumanın büyük çoğunluğu yan akımdan oluşmaktadır. Bazı kanser yapıcı maddelerin miktarı da yan akım dumanda ana akıma göre 10-200 kat daha fazladır. Çevresel tütün dumanına maruz kalma, sigara içmeyenlerde akciğer kanserini yüzde 30-40 arttırmaktadır” diye konuştu.

Sigaraya maruz kalan genç kadınlarda meme kanseri riskinin de arttığına dikkati çeken Çelik, ”Menopoz öncesi kadınlarda meme kanserine yakalanma riski 2,6 kat daha fazladır. Az ama devamlı sigara dumanına maruz kalan kadınlarda 50 yaşına kadar meme kanseri olma olasılığı yüzde 60′lara ulaşmaktadır” dedi.

‘EVDE SİGARA KULLANIMI ARTTI’

Çelik, kapalı mekanlarda tütün mamullerinin yasaklanmasıyla, kullanıcıların ev ortamında sigara içmeye yönelme riski taşıdığını belirterek, ”Sigara bağımlıları, dış ortamdaki baskıya karşı gelemeyip, evde yakınlarına bu baskıyı kurarak yanlarında sigara içmeye yönelebilirler. Ebeveynleri böyle davranmamaları noktasında uyarıyoruz. Eşlerinizin ve çocuklarınızın sağlığıyla oynamayın. Dışarıda sadık kaldığınız yasaklara evinizde ve arabanızda da uyun” uyarısında bulundu.

Yasakların ardından bağımlıların büyük bir kısmının gün içerisinde daha az sigara içtiğini, eve döndükten sonra ya da özel aracına bindiğinde sigara tüketimine yöneldiğini gözlemlediklerini ifade eden Çelik, şunları söyledi:

”Yasaktan sonra, bağımlıların çoğunluğu iş saatlerinde eskisine göre daha az sigara içmeye başladı. Bu çok önemli bir başarıdır. Ancak, eve döndüklerinde gün içerisinde ihtiyaç duydukları nikotini alabilmek için daha fazla sigara içiyorlar. Soğuk havanın da etkisiyle ev ya da özel araçları içinde sigara içerken ailenin diğer bireylerine de daha fazla zarar veriyorlar.

Tiryakilerin, en sevdikleri kişilere ölümcül olabilecek bir zarar verdiklerinin farkında olmaları ve dışarıda uydukları yasağı eve de taşımalarına özen göstermeleri gerekiyor. Bu hem yakınlarına zarar vermelerini engelleyecek hem de sigarayı bırakmalarına yardımcı olacaktır. Bu nedenle, sigara yasağına evde de uyulmalı.”

Ara 30 2008

KİVİNİN YARARLARI NELERDİR?

Posted by admin in Sağlık

Prof. Dr. Karadeniz, kivinin, bol miktarda C vitamini içerdiğine işaret ederek, “Öyle ki 100 gram kivi meyvesinde 400 miligrama kadar varan C vitamini bulunmaktadır. Ayrıca, bir insanın günlük A vitamini ihtiyacı 1.75 gram olup, yaklaşık 70 gram kivi meyvesinde bu miktar bulunmaktadır. Kivi turunçgillerden 4-6 kat, elmadan ise 40-50 kat daha fazla C vitamini içermektedir. Yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacı 60 miligram olduğu düşünüldüğünde, bir adet kivi bu ihtiyacı rahatlıkla karşılamaktadır” dedi.

Kivi meyvesinde proteinler ve çok sayıda mineral tuzlar bulunduğunu belirten Karadeniz, “Kivi suyunda bulunan bazı maddelerin kansere neden olan bileşiklerin oluşumunu önlediği bildirilmektedir. Kivi suyunun, astım ve öksürüğün tedavisinde nefes açıcı özelliğinden yararlanılmaktadır” dedi.

Ara 03 2008

Geçimli biri olmanın 10 sırrı

Posted by admin in Eğitim, Genel Kültür ve Bilgi
1) Dilsizmiş gibi az konuşup çok dinlemek.
2) başkasından beklenen değişimi şahsında örnekleyerek göstermek.
3) Fazla akıllı, uyanık ve zeki görünmemek.
4) Daha çok kişinin iyiliği için gayret göstermek.
5) Muhataba değer vermek.
6) Başarısının reklâmını yapmamak.
7) Herkesin kendine göre mantıklı gerekçesi olduğunu düşünmek.
8) Her şeye maydanoz olmamak.
9) Bu ormanda çok adam bulunabileceğini fark etmek.
10) Affedici olmak, özür dilemesini bilmek.
Ara 03 2008

Dünya Tarihin en büyük 10 komplo teorisi

 

1- AIDS virüsü, 1974 yılında genetik mühendisler tarafından yaratıldı. Afrika’da başarılı bir deneyde katil vir virüsle yaratıldığına inanılan AIDS’in CIA ve KGB tarafından dünyanın nüfusunu azaltmak için yapıldığına inanılıyor.

2- Müslüman dünyasında popüler bir teori olarak başgösteren bir inanış Tsunami’nin Hintliler tarafından nükleer deneyle, Asya’nın Müslüman ağırlıklı nüfusunun yok edilmek istendiği de kuvvetli bir inanış.

3- 1977 yılında hayatını kaybeden Elvis Presley’in birçok hayranı onun ölümünün uydurma bir haberden ibaret olduğuna inanıyor. Presley’in hayranları, O’nun gerçek ölümünün 1990′lı yılların ortasında olduğuna inancını taşıyor.

4- Şüphesiz Prenses Diana’nın ölümü de, komplo teorilerinin vazgeçilmezlerinden. Lady Di’nin, Dodi El Fayet’le ilişkisinin İngiltere’deki kraliyet ailesine tehdit oluşturduğu savından yola çıkan sevenleri onun İngiliz gizli servisi MI6 tarafından öldürüldüğüne inanıyor.

5- Yaygın bir şehir efsanesi Paul McCartney’in 1966 yılında bir trafik kazasında öldüğünü söylüyor. İddialara göre, Beatles’ın sekteye uğramaması için de bu ölüm gizlendi ve yerine bir başkası kullanıldı.
Read entire article.

Ara 03 2008

Stresten Uzak Kalmanın Yolları

Posted by admin in Sağlık

Uzmanlar, stresten uzak durmak isteyen öğrencilerin kahvaltılarını ihmal etmemeleri gerektiğini söyledi.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kutlu, bazı yiyeceklerin kişileri strese karşı daha duyarlı hale getirebildiğini belirterek, ”Stresten uzak durmak isteyen öğrencilere sabah kahvaltısını ihmal etmemelerini, bol su içmelerini öneriyoruz” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Kutlu, aşırı stresin öğrencilerin doğru karar vermelerini, zihinsel etkinliklerini üst düzeyde ve verimli olarak sürdürmelerini engellediği, stresli öğrencilerin bildiklerini de unuttuğunu ifade etti.

Stres, öğrenme ve beslenme arasında önemli bir ilişki olduğunu kaydeden Kutlu, ”Aslında belirli bir düzeyde stres, performans açısından olumludur. Ancak yüksek stres düzeyi, öğrenmeyi güçleştiren biyokimyasal maddelerin ortaya çıkmasına neden olduğu için belleğe zarar veriyor” diye konuştu.

ANNELERE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR

Kutlu, stresin önlenemeyeceğini ancak kontrol edilebileceğini belirterek, ”Stres kontrolünde, uygun beslenme, stres oluşturan duygu ve düşünceleri yakınlarla paylaşma, zamanı iyi kullanma, ders çalışma ve öğrenme becerilerini geliştirme ile düzenli spor yapma teknikleri kullanılabilir” dedi.

Kutlu, öğrencilerin eğitim sürecinde yaşadığı stresin beslenme konusunda uygulanacak yöntemlerle dengelenebileceğini, bu konuda annelere büyük görev düştüğünü söyledi.

Bazı yiyeceklerin kişileri strese karşı daha duyarlı hale getirebildiğini ifade eden Kutlu, şöyle konuştu:

”En önemli stres artırıcı madde kafeindir. Kafein metabolizmayı hızlandırır, yüksek düzeyde uyanıklık ve hareketliliğe yol açar. Ihlamur, ada çayı, nane ve papatya gibi bazı bitki çaylarının normal çayın yol açtığı uyarılma durumunun tam aksine sakinleştirici etkisi var. Vitamin eksikliği de strese yol açar. Stresli zamanlarda sinir sisteminin ve iç salgı sistemlerinin düzgün çalışmasını sağlamak için özellikle bazı vitaminlere çok fazla gereksinim duyulur. Bu vitaminler C vitamini ve B-kompleks vitaminleridir. B-1, B-5 ve B-6 vitaminlerinin eksikliği, kaygı reaksiyonları, depresyon, uykusuzluk, kalp ve damar zayıflıklarına yol açar. Vitaminlerin eksikliği, stres yaratan faktörlere toleransı ve bunlarla mücadele etme becerisini düşürür.”

‘BOL SU TÜKETİN’

Yrd. Doç. Dr. Kutlu, su tüketiminin stres kontrolünde en etkili yöntemlerden olduğunu ifade ederek, ”Her öğrenci çalışma masasında en az 1,5 litrelik pet şişede sürekli su bulundurmalıdır. Az su alınması öğrencileri tembel, bezgin ve uyuşuk yapar. Havuç, beyin metabolizmasını canlandırır. Seratonin maddesi içeren lahana, kırmızı çiğ biber, muz ve çilek, stresin kontrol altına alınmasında etkilidir” dedi.

Kutlu, ayrıca stresin azalmasında en önemli faktör sabahları iyi bir kahvaltı yapılması olduğunu belirterek, ”Stresten uzak durmak ve okul başarısını yakalamak isteyenlere altın öğün olan sabah kahvaltısını ihmal etmemelerini öneriyoruz. Anneler de bu konuda denetleyici ve yönlendirici olmalı” diye konuştu.

Ara 03 2008

Sigara Alışkanlığı Genetik Olabilir mi?

Posted by admin in Sağlık

Ebeveynleri erken yaşta sigara tiryakisi olan gençler sigara içmeye daha eğlimli.

ABD’de yapılan bir araştırmada, ebeveynleri erken yaşta sigara tiryakisi olan gençlerin sigara içmeye daha eğilimli oldukları ortaya çıktı.

Health Psychology adlı bilimsel yayında yer alan ve Indiana Üniversitesi’nde uzun yıllardır yapılmakta olan araştırma, sigara alışkanlığının genetik ve çevrenin etkisine göre şekillenen bir alışkanlık olduğu yönündeki daha önce yapılan araştırmaların üzerine yeni bulgular ortaya koydu.

Indiana Üniversitesi Sigara Araştırması projesinin direktörü Jon Marcy yayımladığı açıklamada, araştırmalarında sigaraya erken yaşlarda başlayan ve uzun dönemde tiryaki gibi sigara içenlerin, bu kötü davranışlarını bir sonraki nesle taşımakta büyük aday oldukları bulgusunu elde ettiklerini kaydetti.

Jon Marcy, ailelerin uygulamaları, evde sigara bulunması ve ailelerin tütün tüketimi konusundaki tutumları gibi çevresel etkenlerin de önemli olduğunu belirterek, sigaranın aile temelli önlenmesi programlarında bunların etkili bir kamu sağlığı gereği biçiminde anlatılması gerektiğine işaret etti.

Indiana Üniversitesi’nin 28 yıl süren ve bu alandaki en uzun süreli araştırmasında, araştırmacılar, Indiana eyaletinin Monroe bölgesindeki lise ve ortaokul öğrencilerinden 1980′lerden beri veri topladılar.