Kuyruklu Yıldız Bir çekirdek, onu çevreleyen saç kısmı ve bir kuyruktan meydana gelen ve takip ettikleri parabolik veya dış merkezliği çok büyük elips olan yörüngelerde belirli zamanlarda güneş civarında geçen ve bu arada dünyadan da görülen küçük gök cisimleri.Parlak bir başı ve gökyüzünün yarısını kaplayan uzun kuyruğuyla büyük bir kuyruklu yıldız, gerçekten görülecek bir şeydir. Aslında kuyruklu yıldızlar göründükleri kadar önemli gök cisimleri değildirler. Küçük parçacıklar genellikle buzlu ve hafif bir gazdan meydana gelirler. Read entire article.
(1564-1642)Tanınmış müzikçi Vincenzo Galilei’nin oğlu olan Galileo, ilk eğitimini ailesinin 1574 de taşındığı Floransa yakınlarındaki Vallombrosa Manastırında aldı. 1581′de tıp öğrenimi görmek üzere Pisa üniversite’sine girdi. Raslantı sonucu bir geometri dersinin de etkisiyle Toscana sarayında öğretmenlik yapan Ostilio Ricci’den matematik ve fizik dersleri almaya başladı.
14 Nisan 1629 Den Haag’da doğdu; 8 Temmuz 1695 Den Haag’da öldü, Hollanda’lı astronom, matematikçi ve fizikçi.
Işığın maddesel olmayıp, dalga olduğunu ilk defa ileri sürmüş ve bu konudaki çalışmalarıyla tanınmıştır. Ayrıca, matematik ve astronomide de değerli çalışmaları vardır. 1656′da yayınladığı “sarkaçlı saat” adlı eserinde, salınım periyodunun, boyunun yerçekimi ivmesine oranının karekökü ile orantılı olduğunu göstermiştir: aynı yıl dairesel harekete ait problemlerin çözümlerini yayınlamıştır. Read entire article.
Mikolay Kopernik (Lehçe’de “Mikołaj Kopernik”), 1473 – 1543 yılları arasında yaşamış Polonyalı gökbilimci ve matematikçidir. Adının Latince şekliyle Nicolaus Copernicus olarak da tanınır. Güneş Sistemi’ni bugün bilinen şekliyle tanımlayan güneş merkezli teoriyi geliştirerek bilim dünyasının önemli devrimlerinden birini başlatmıştır.
Hayatı
Polonya’nın Torun şehrinde doğan Kopernik varlıklı bir ailenin çocuğu olarak çok iyi koşullarda büyümüş, zamanı olanaklannda en iyi eğitimi alabilmiştir. Henüz on yaşındayken babası ölmüş, amcası tarafindan büyütülmüştür. Amcası tanınmış bir din adamıdır. Çocuk Kopernik de ister istemez bu çevrede büyüyecektir. Oysa o bu çevreyi hiç sevmemiş, bu çevreden uzak kalmanın yolunu okula gitmekle çözmeye çalışmıştır. Bir okul bitince hemen bir yenisine başlayacaktır. Bu çabalar neredeyse otuz yaşına kadar sürmüştür.
O yaşı ilerlediğinde artık üniversite eğitimi almaktadır. Özellikle de İtalya’da Bologna, Padua, Ferrara gibi üniversitelerde eğitim almıştır. Read entire article.
Süpernova deyimi, astronomlar tarafından bir yıldızın patlayarak dağılmasını isimlendirmek için kullanılır. Dev bir yıldız, korkunç bir patlama ile kendisini yok eder ve içindeki madde de yine korkunç bir hızla uzayın dört bir yanına dağılır. Bu patlama sırasında yayılan ışık, yıldızın normal ışımasından binlerce kat daha kuvvetlidir.
Evrende yeni sistemlerin oluşumunda çok önemli bir rol oynadığı düşünülen süpernovalar, astronomların tahminine göre maddenin evrende bir noktadan başka noktalara taşınması işine yarıyor. Patlama sonucunda dağılan yıldız artıkları, evrenin başka köşelerinde birikerek yeni yıldızları ya da yıldız sistemlerini oluşturuyor. Bu varsayıma göre, Güneş, Güneş Sistemi içindeki gezegenler ve bu arada elbette Dünyamız da, çok eski zamanlarda gerçekleşmiş bir süpernova patlamasının sonucunda ortaya çıkmıştır. ( Harun Yahya, Evrenin Yaratılışı, İstanbul: Global Yayıncılık, Ağustos 1999 ) Read entire article.
Sadece dünya değil, diğer gezegenler de, uyduları da, Güneş de, güneş sistemi de, galaksiler de dönüyorlar. Bütün bu dönüşlerin ne zaman, niçin ve nasıl başladıkları bilinmiyor. Dünyanın dönüş sebebi basitçe, başlangıçta gaz bulutu şeklinde olduğu, bu gaz bulutunun sürekli döndüğü, sonradan katılaşıp dünya oluşunca onu durduracak bir kuvvet olmadığından dönmesine devam ettiği şeklinde izah ediliyor.
Dünyanın ve güneş sisteminin oluşumu ile ilgili en çok kabul gören varsayıma göre 10-15 milyar yıl önce bir gaz bulutu oluşmaya başlıyor. 5-6 milyar yıl önce muhtemelen yakınlarda bir yerde bir süpernova patlamasından oluşan şok dalgaları, gaz ve toz parçalarından oluşan bu bulutun dönmeye başlamasını sağlıyor.
Başlangıçta bir küre görüntüsünde olan bulut gittikçe daha hızlı dönüyor ve yoğunlaşıyor. Bunun sonunda da şekli düzgün bir disk halini alıyor. Merkezkaç kuvvetin etkisiyle bir miktar madde merkezden dışarı doğru atılıyor. Kendi aralarındaki çekim güçlerinin etkisiyle birleşen bu parçalar, dünya ve diğer gezegenleri oluşturuyorlar. Merkeze doğru çökenlerden de Güneş meydana geliyor.
Read entire article.
Birkaç yıl öncesine kadar küresel ısınma denildiği zaman, herkesin aklına ancak korku filmlerinde görülebilen türden korkunç sahneler geliyordu. Gırtlağına kadar sulara gömülmüş Özgürlük Heykeli, veya tropik hastalıklardan kırılıp dökülen Eskimolar, tümüyle suların altında kalmış bir Venedik, kıyamet senaryolarının yalnızca birkaçı. Ancak son yıllarda iklim değişikliklerine ilişkin bilgiler çoğaldıkça, küresel ısınma tehtidinin politik ve bilimsel önlemlerle savuşturulabileceği umudu doğdu.
İnsanoğlunun yüreğine su serpen bilgiler özetle şunlar: Fizik kurallarına göre Güneş ışınları Yeryüzü’ne düştüğü zaman, Yeryüzü aynı miktarda enerjiyi Uzay’a geri yansıtır. Yeryüzü, bu bağlamda kızılötesi ışınları atmosfer içinden geçirir. Burada molekül kümelerinin oluşturduğu bir çeşit ”battaniye” (başta karbon dioksit olmak üzere), giden radyasyonu bir süre tutarak, Yeryüzü’nün ısınmasına neden olur.
Read entire article.
Başınızı kaldırıp, ara sıra da olsa gökyüzüne baktığımızda, parlayan yıldızların güzelliğinden etkilenmeyenimiz yoktur. Ancak, günlük yaşamın koşturmacasında, bu güzelliğin farkına pek azımız varıyor; hele bir de büyük kentlerde yaşıyorsak, etrafımızdaki beton yığını ve ışık kirliliği, istesek de bu güzelliği görmemizi engelliyor. Ancak, yine de arada bir gökyüzüne bakıp, bundan zevk alıyorsanız, siz de amatör gökbilimci sayılırsınız. Read entire article.
Nükleer enerjinin iki kaynağı vardır. Füsyon ve fizyon. Füsyon bildiğimiz atom bombasının çalışma prensibidir, yani ağır elementlerin çekirdeklerinin parçalanmasından çıkan muazzam enerji. Fizyonda ise, tersine hafif atomlar birleşerek daha ağır atomlar meydana getirirler. Ortaya yine çok büyük bir enerji çıkar.
Bu hafif atomların birleşmesi çok kolay olmaz. Hafif atomların çekirdekleri artı yüklü olduklarından, bir araya geldiklerinde büyük bir itme kuvveti doğar. Bu kuvvetlerin etkilerini gidermek için çok yüksek sıcaklıklar gerekir. Pratikte bu kadar yüksek bir sıcaklığı, sürekli ve kalıcı bir biçimde sağlamak çok güçtür ama bu şartlar en ideal şekilde Güneş’in merkezinde mevcuttur.
Read entire article.
Eski çağlardan bu yana insanlar, gökyüzüne bakmış, onun güzelliği ve ulaşılmazlığına ilgi duymuşlar. Eski Yunanlılar ilk yıldız atlaslarını oluşturmuş, gökcisimlerine çeşitli adlar vermişler. O zamanlardan günümüze değin pek çok yıldız atlası oluşturulmuş. Bugün biz de modern bir yıldız kataloğuna ya da gökyüzü haritasına baktığımızda, değişik adlandırmalarla karşılaşırız. Bunlar biraz karmaşık görünseler de temelleri aslında daha önce kurulan adlandırma sistemlerine dayanır.
Yıldızların parlak olanlarına verilen adlar genellikle Arapça’dan gelmedir. 1982 yılında hazırlanmış olan Yale Parlak Yıldız Kataloğu’nda 835 yıldızın adı yer almış. Tüm bu adları ezberlemek olanaksız olmakla birlikte, çıplak gözle görebildiğimiz yıldızların sayısı 4000′i aşmaktadır. Günümüzde ise çok gelişmiş teleskoplar sayesinde, gözlenebilen gökcisimlerinin sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Read entire article.