Oca 02 2009

Dosya Uzantıları Ve Anlamları

Posted by admin in Bilgisayar

 

AAC 

Advanced Audio Coding AC3′ün devamı olarak geliştirildi. AC3 üzerine kurulu olup birkaç iyileştirmeler getirmektedir. Bu format için destek henüz çok sınırlı. 

Authentication 

Bir film oynatılmadan önce oynatıcı ve disk arasında güvenli bir bağlantı oluşturulur. Bu bağlantı sırasında iki taraf birbirini doğrular. Bu doğrulama sırasında gerçekleşen her şey “Authentication”‘dır. 

AC3 

Açılımı Audio Coding 3 olup AC3 şu anda Dolby Digital ile aynı anlamda kullanılmakta. Dolby Digital gelişmiş bir ses sıkıştırma teknolojisi 6 ayrı kanal içinde 448kbit/s ye varan sıkıştırma sunmaktadır. Daha fazla bilgi için Dolby websitesine gidebilirsiniz. 

ASF 
Advanced Streaming Format. Kısaca Microsoft’un Real Media’ya verdiği cevap diyebiliriz. 

AVI 
Audio Video Interleave. Windows bilgisayarlarda en yaygın olarak bulunan video formatıdır. Bu format video ve sesin birbirine bağlanma çeşidini belirler ama codec değişebilir. 

BUP dosyası 

Bup dosyası bir IFO dosyasının yedeğidir. Bu dosyalar DVD’lerde yaygın olarak bulunurlar. 

Cell (ID ) 

Cell bir DVD de bulunan en küçük birimdir. Genellikle Chapterları içerir ayrıca iç içe videoları ve açıları saklamak içinde kullanılabilir. 

Codec 
COder/DECoder. Codec, sıkıştırmaya yarayan bir dosya türüdür – genellikle ses veya video -. Popüler Codecler: MPEG1, MPEG2, MPEG-4, Indeo, vb. AVI, ASF, vb. codec değil formatlardır. Ve değişik codecler kullanılarak sıkıştırılmış dosyaları içerirler. 

Container 

Bir container adından anlaşılacağı gibi bir şeyleri saklamak için kullanılır.(Örn. video, ses, altyazılar ve dolaşım bilgisi ). Mesela, sessiz bir video dosyasını ve bir ses dosyasını aynı dosya altında birleştirmek istiyorsunuz. Bunu yapmak için bir container formatına ihtiyaç duyarsınız. Container örnekleri: AVI, ASF, OGM, Quicktime, VOB ve MPG. 
Read entire article.

Kas 26 2008

Çocuk Odalarındaki Teknolojinin Zararları

Odasında bu ürünlerden bulunan çocuk, uyumak yerine onlarla vakit geçirdiği için kalp hastalığı riski artıyor.
Amerikan Kalp Derneği, odalarında teknolojik ürün bulunan çocukların, bunlara çok vakit ayırmaları ve iyi uyuyamamaları nedeniyle kalp hastalıkları riskinin arttığı uyarısında bulundu.

Ailelerinden ve okuldaki arkadaşlarından gördükleri ya da sahip olduğunu anlattıkları dijital cihazları isteyen çocuklar, kısa sürede odalarını teknoloji mezarlığına çeviriyorlar ve söz konusu cihazlar dolayısıyla çocuklar sağlıklı uyuyamıyorlar.

Amerikan Kalp Derneğinin hazırladığı raporda, 13-16 yaş arası çocukların günde 6,5 saatten az uyuması halinde, onları gelecekte yüksek tansiyon gibi sorunlar beklediğine dikkat çekildi.

Raporda, çocukların bu sorundan kurtarılması için yatak odalarındaki teknolojik istilanın durdurulması isteniyor. Bunun için ailelerin, çocuklarının yatak odalarından; bilgisayar, bilgisayar oyun konsolları, cep telefonları ve mp3 çalarlar gibi cihazları uzaklaştırmaları gerekiyor.

Araştırmaya göre, çocukların büyük bölümü, 8-9 saatlik uyku yerine geç saatlere kadar ya da gecenin bir yarısı kalkarak televizyon izliyor, müzik dinliyor veya arkadaşları ile mesajlaşıyor ve vücudun ihtiyacı olan uykuyu alamıyor.

Minnesota Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümündeki bazı araştırmacıların raporuna göre de odalarında televizyon bulunan çocuklar, bulunmayanlara göre daha çok abur cubur tüketiyor ve daha az fizik kültür aktivitesinde bulunuyor.

Kas 23 2008

MSN’de gezenler şimdi iyi dinleyin

Posted by muhammed in Bilgisayar, İlginç Bilgiler

MSN bazı durumlarda keder verir. “Ben silinecek insan mıyım ya!” diyerek odaya dalar bir arkadaş. Gel de teselli et!

Bir başkası selama karşılık vermez, öteki aylardır çevrim dışı, hayırdır inşallah! Sonra anlarsınız ki kırmızı bir çizgi çekmiş üzerinize, basbayağı engellemiş sizi.

Vay hayırsız vay! Sanal âlemin dertleri işte! Bir taraftan ne hoş aslında, yüz yüze dönen iki küçük mavi yeşil adam, kocaman bir dünyayı önünüze açıyor; bütün arkadaşlar orada; ama o dünya aynı zamanda başınıza iş açıyor. Şifrenizin kırılması, mailinizin patlatılması da bir dert; ama asıl dert, meşgul olduğunuza bir türlü inanmayan ‘geveze’ arkadaşlar. Öyledir işte, biri hiç konuşmaz, öteki susmak bilmez. Sonra bir başkası hiç ortalarda yokken bir köşeden ‘ce’ yapar, ses var görüntü yok! İsterse yazar, istemezse yazmaz, nasıl bir sinsiliktir bu? Bir de akrabalarla hep aynı monotonlukta devam eden muhabbetler vardır, “‘Nasılsın kuzen?’ ‘İyidir.’ ‘Sen?’ ‘Ben de iyiyim’. ‘Evdekiler nasıl?’ ‘Onlar da iyi.’ Ertesi gün yine aynı sözler, değişen bir şey yok. Yahu bu MSN de yakınlaştırayım derken koparıyor mu yoksa? Bak bir tanesi şefkat bekliyor şimdi, hem online görünüyor hem de “Çok kızgınım bana dokunmayın” diyor. Ne acıklı bir durum! Belli ki ilgi bekliyor; ama kim çekecek nazını?

MSN’de gezenler, gözlerini süzenler şimdi iyi dinleyin, bu âlemin de bir adabı, ahlakı var, arkadaşlar üzülmeyecek, naz niyaz çekilecek, öyle yoğun adam triplerine girip selam sabah kesilmeyecek. İşte budur!

Önce engelledi, sonra sildi, vefasız!

Dün, sokağın köşesinde, sevdiği kızı görecek diye kök salıp yeşeren delikanlı bugün yine yeşil; bir farkla ki, masa başında bekliyor. O, küçük yeşil bir msn adam artık. Naz makamındaki hanım kız da saçlarını savurarak başını öte yana çevirmek yerine ‘dışarıda’ gösteriyor kendini, kim inanır, bal gibi masa başında… Nicedir mahalleye gelmeyen, kapının önünden geçmeyen, pardon, nicedir hep ‘kırmızı’ görünen gencin yeşil ışık yakmasını bekliyor. “Bekledim de gelmedin, sevdiğimi bilmedin…” Küsmeler, kapı çarpmalar, gönül koymalar, gönül almalar, can ciğer kuzu sarması olmalar nice zamandır boyut değiştirdi, bilmeyen yok; biz de zaten başka bir şey konuştuk. Memlekete internet gelir gelmez bağlanan bir daha da kopmayan üç gence msn âdâbını sorduk. “Hocam, nedir öyle, yoğun adam tripleri, bir meşgul sen misin bu âlemde, üzerinde kırmızı bir çizgi hep, selam veririz almazsın. Tövbe ya, bir daha ‘nbr’ yazarsak sana…”

Celal Baykan ve Ufuk Arslan iki ‘kanka’, birbirlerini on yıldır tanıyorlar. Celal, bilgisayar mühendisi, Ufuk bilgisayar programcısı… İkisi de Türkiye’ye internet geldikten bir iki ay sonra kabloları takmış, bir daha da çıkarmamış. İki ayrı âlemde yaşadıklarını kabul etmekle birlikte, internette başka kimliğe bürünmedikleri için belki de bir oyunun içinde olduklarını düşünmüyorlar. Ufuk mesela, msn’de birçok arkadaşı tuhaf bulduğu halde kendi ismini kullanıyor. Diyaloglar çoğunlukla şöyle; “Adın ne?” “E, Ufuk işte!” “Hayır, gerçek adın ya!” “Ufuk dedim ya!” Msn’in faydaları malum, dünyanın öteki ucundan bir arkadaşınla saatlerce konuşabilirsin, yeni doğan çocuğunu şehir dışındaki annene gösterebilirsin, dosya alır, dosya gönderirsin vs… Zararı nedir, msn bir insanı ne şekilde üzer yani? Mesela Celal, bir arkadaşının selamını, meşgul olduğu gerekçesiyle karşılıksız bırakır mı? “Arkadaşa bağlı.” diyor Celal, “Bakarsınız, sevdiğiniz bir arkadaşsa, iki eliniz kanda olsa bile cevap yazarsınız; ama pek hazzetmediğiniz biriyse, hiç görmemiş gibi yaparsınız.”

Msn’e eklediğiniz birini engellediğiniz ya da sildiğiniz oldu mu hiç? Bizim gençler, keyifli bir gülüşle karşılık veriyor. Eski zamanlara ait “Seni defterden silerim.” yollu tehditler sanal âlemde gerçeğe dönüşüyor galiba… Az önceki keyifli gülüşün altında da ‘silme’ eyleminin verdiği gizli bir rahatlama ve zafer duygusu yatıyor olmalı. Listeden ilk silinenler ‘kazara’ eklenenler. Bu her iki taraf için de normal karşılanıyor. Dramatik olan, iki arkadaşın birbirini silmesi zaten… Sorunun nerede başladığı mühim değil, gerçekte ya da sanal dünyada; ama son noktanın konduğu yer çoğunlukla msn oluyor. Celal’in tespitine göre, msn’de birbirini silen iki kişi, günlük hayatta da yüz yüze gelmiyor artık. Bir de arkadaşlarınızı Ufuk gibi mecburen silmek zorunda kaldıysanız, başınızın epey ağrımasını göze aldınız demektir.

Adresi ‘hack’lendiği için arkadaşlarının adresini korumak isteyen ve bu yüzden de bütün listeyi uçuran Ufuk, bunu izah etmekte epey zorlanmış. Her gün telefonlaştığı en yakın arkadaşları bile, “Beni nasıl silersin?” diye gönül koymuş. Sonradan mesele tatlıya bağlanmış; ama listede daha az görüştüğü kişiler, işin aslını sormak yerine misillemeyle cevap verdiği için onlarla bağlantı tamamen kopmuş. Ufuk msn’siz kaldığı o günlerde kısmî bir rahatlık yaşasa da ‘yalnızlık ve boşluk’ duygusu baskın çıkmış. “Orada uzak şehirlerden arkadaşların da içinde olduğu geniş bir kabilem vardı. Bir anda yok oldular. Dünyanızı komple almışlar, bir başınıza kalmış gibi oluyorsunuz. Telefon var ama her gün arayıp soramazsınız ki!”

Çevrimdışı yazmak ahlakî mi?

Gelelim, ‘engelleme’ durumuna. Kimse engellenmek istemez; ama herkes birilerini engeller. İnternetteki onlarca “Beni kim engelledi?” siteleri, bir tür ‘gerçek dostunuzu’ öğrenin çağrısı yapıyor; ama çoğu zaman ‘çok konuşan’ bir dosta o an cevap veremeyecek olmak bile ‘engelleme’ yöntemini akla getirebiliyor. Bu durumda ‘çevrimdışı’ yazmak daha makûl görünüyor; ama Celal pek de ahlakî bulmuyor bu yöntemi. Haksız da sayılmaz, bu işte bir sinsilik olduğu kesin, ben seni göremiyorum; ama sen beni görebiliyorsun, zırt diye ortaya çıkıyorsun sonra aynı hızla kayboluyorsun. Celal işi epey ciddiye almış, çevrimdışı yazanları bir programla yakalıyor ve fırçayı basıyormuş. Web tasarımcısı Nihan Esirgemez ise ‘çevrimdışı’ yazmak konusunda farklı düşünüyor; “Msn gün boyu offline olarak duruyor. Artık öyle olmak zorunda; çünkü seninle işi olan da olmayan da gelip buluyor. Bir anda çok farklı mecralara akabiliyorsun. Sen bambaşka bir havadasın, bir arkadaşın o havayı berbat edebilir. Etkiye çok açığız.”

MSN kullanmanın da bir âdâbı var

Msn âleminde, kullanıcıları sınırlayan bir adaptan söz edilebilir mi? Bu âlemle tanışıklığı epey eskilere dayanan Nihan Esirgemez, uyulması gereken kuralları sıralıyor: “Bir arkadaşınızın referansıyla tanımadığınız birini listenize ekleyecekseniz, arkadaşınız o kişiye önceden haber vermeli. Aksi takdirde bir odaya destursuz girmeye benzer yaptığınız. Gerçek hayatta bir insan saygılıysa dışarıda da saygılı olur. En yoğun işinizin arasında bile en azından ‘Seni daha sonra arayacağım ya da birazdan yazarım.’ demelisiniz. İstediğiniz kadar yoğun olun, msn orada açıksa, selama karşılık verilmeli. Eğer konuşamayacaksan msn’i açmayacaksın. Milleti psikopat etmenin gereği yok.” Bir de adam msn’de açık görünüyor; ama yazısı şu; “Çok kızgınım, bana dokunmayın.” Kızdıysan ne işin var orada? Amaç, dikkat çekmek, birilerinin ilgisini istemek, öyle biri için en büyük yıkım, kimsenin çıkıp da ‘Neyin var?’ diye sormaması olur. Peki, o kırmızı ‘meşgul’ çizgisinin gerçek anlamı nedir? Nihan gülüyor, “Aslında çoğu zaman hiçbir anlama gelmiyor. Siz ‘Meşgulüm girilmez!’ diyorsunuz; ama kimse bunu kale almıyor. Bazı arkadaşlarım ‘dışarıda’ görünüyorsam yazmak yerine telefon açar. Bazıları da ‘öğlen yemeğindeyim’ desem bile harıl harıl yazar. Aksini görmedikten sonra inanmak zorunda… Ne zaman ki ben ‘dışarıda’ göründüğüm halde geyik çeviririm, o zaman inanmaz. Bir de msn’e yeni eklenen kişi yüzünden eskilerin ihmal edildiği olur. Biz buna ‘yeninin cazibesine kapılmak’ diyoruz. Bu şekilde benim de gönül koyduğum arkadaşlar olmuştur; ama ‘anlık’ şeyler gözüyle bakarım. İnternet üzerinde yaptı, gerçek hayatta yapamaz derim.” diyor.

MSN’de sağlıklı iletişim biraz zor

Msn’deki onlarca ikon ya da ‘smile’, sağlıklı bir iletişim kurmak için yeterli mi? Celal ve Ufuk, “Hayır!” diyor. “Sorunları msn’de tartışmak iyi fikir olmayabilir. Jest yok, mimik yok, karşınızdaki üzgün mü anlayamazsınız, sesini duyamazsınız. Boşlukları kendi kafanızda tamamlıyorsunuz. Üstelik karşınızdaki kafası estiği zaman çekiverir bilgisayarın fişini, öylece kalırsınız.” Nihan da msn’de eski defterlerin açılmasından, sudan sebeplerle tartışma çıkmasından şikâyetçi. Sanal âlemde kaybettiği bazı arkadaşları için; “Yüz yüze konuşsak kopmayabilirdik.” diyor. Ona göre bu dünya, ‘boş vermişlik’ duygusunu besliyor. O liste kalabalık nasılsa, Elif giderse, Leyla var. Ama şimdi şu masadan kalkıp gitsek birimiz, gerideki tek başına kalakalır

Kas 11 2008

BİLGİSAYARLA ZİHİN KONTROLÜ

Posted by muhammed in Bilgisayar, Bilim

Beyni hasar gören hastalarla düşünce yoluyla iletişim kurmayı sağlayan bir bilgisayar geliştirildi.

Portsmouth Üniversitesi’nden bilgisayar araştırmacısı, beyni hasar görmüş hastalara düşünce gücüyle iletişim kurma şansı veren bir bilgisayar geliştirdi. Medikal Laboratuar Dünyası isimli dergide yer alan Dr Paul Gnanayutham’ın bu uygulaması şöyle işleyecek:

“Sistem naninvaziv olarak işleyecek ve problar (Analitik, elektromanyetik ya da ultrasonik aygıtların ucunda bir alıcı bulunan hareketli kısım) saç bandına tutturarak kişinin başına takılıyor. Saç bandı beyin dalgalarını (EEG), kas hareketleri (elektromiyografi) ve göz hareketlerini (EOG) topluyor. Bu sinyaller daha sonra amplifikatöre aktarılıyor. Bu şu anlama geliyor: Bilgisayar beyin-vücut arabirimini izole edebiliyor ve bunu imleci kontrol etmek için kullanıyor. Sistem sadece ilaçla yatıştırılmayan, uyutulmayan hastalar üzerinde kullanılabiliyor. Hastalar, gözlerini sağa ve sola hareket ettirerek imleci de sağa ve sola yönlendirecek; kaşlarını da aşağı ve yukarı kaldırarak imleci yukarı ve aşağı hareket ettirecek. Eğer hastalar düşüncelerini, isteklerini gözünde canlandırırsa beyin dalgaları bilgisayar tarafından okunabilecek. İmleç ekranda listelenen “Evet”, “Hayır”, “Teşekkür ederim”, “Televizyonu kapat”, “Işıkları aç, kapat” gibi basit komutları işaret edecek. ”

Eki 07 2008

İçerik Yönetim Sistemlerinin Karşılaştırılması Joomla-Drupal

Posted by Türkiyenin Bilgi Portalı Tüm Dökümanlar Burada in Bilgisayar

Packt Publishing’in her yıl verdiği Yılın En İyi İçerik Yönetim Sistemi ödülünü bu yıl Joomla’nın önünde 1. gelen Drupal almıştı. Ben de geçen yıllarda Joomla kullanmış ve son birkaç aydır Drupal’e geçiş yapmış biri olarak edindiğim deneyimlerden yola çıkarak iki sistem ile ilgili bir karşılaştırma yazısı hazırladım. Drupal, Türkiye’de yeterli Türkçe teknik destek verilmediği için pek tanınmamış bir sistem. Ancak, özellikle yurt dışında, en az Joomla kadar popüler. Peki neden… Read entire article.

Eki 07 2008

İçerik Yönetim Sistemi Karşılaştırması Joomla-Drupal

Posted by Türkiyenin Bilgi Portalı Tüm Dökümanlar Burada in Bilgisayar
Resim

Birbirlerinin rakipleri olabilirler mi? İkiside açık kaynak olan Joomla ve Drupal içerik yönetim sistemleri son sürümleri ile büyük sıçrama yaptılar. iki sürümde çıkalı aylar oldu ve kararlılık sınavını geçti sayılırlar. Ufak güncellemeler ile kararlılığı daha iyi hale getirmeye çalışıyorlar.
Read entire article.

Eyl 22 2008

Ajax Nedir

Posted by Türkiyenin Bilgi Portalı Tüm Dökümanlar Burada in Bilgisayar, İnternet

 

AJAX web yazılımı geliştirmesine yeni bir boyut katan bir gelişmedir. Bunun için hemen hemen herkesin ilgisini çekmektedir. AJAX kullanılarak birçok uygulama yapılmıştır. Bunların başında google tarafından geliştirilen gmail gelmektedir. Uygulamanın getirdiği kullanışlılık birçok geliştiriciyi AJAX kullanmaya itmiştir. Read entire article.

Eyl 22 2008

Jsp Nedir?

Posted by Türkiyenin Bilgi Portalı Tüm Dökümanlar Burada in Bilgisayar, İnternet

JavaServer Pages (JSP) teknolojisi basit, hızlı bir şekilde dinamik olarak üretilen websayfaları yapmak için kullanılan bir teknolojidir. JSP specification, Sun Microsystems in öncülüğünde gereçekleştirilmiş olup, hizmet birimi işe JSP sayfa arasındaki etkileşimi tanımlar, aynı zamanda JSP sayfanın formatını ve sözdizimini de  (syntax) tanımlar.

     JavaServer Pages (JSP) Java Servlet API’nin bir uzantısıdır. Servlet ler platform-bağımsız %100 saf Java modulleri olup, bir web server in yeteneğini, yapabileceği işleri arttırırlar. Diğer scripting dilleri gibi, servletler platforma özel durumlar ya da değişiklikler gerektirmez. İkisi birarada, JSP teknolojisi ve servletler ASP ve Perl gibi dinamik web script/programlama araçlarına Java temelli bir alternatif teşkil ederler.

     JSP XML’ e ve scriptlet lere çok benzeyen taglar kullanır. Bu taglar Java programlama dilinde yazılıp sayfanın HTML içeriğini üretirler. Aynı zamanda uygulama matığı server-tabanlı kaynaklarda mesela JavaBean lar da durabilir. Dokumanın içindeki bütün diğer HTML ya da XML tagları direkt olarak istemicinin önüne gelecek HTML sayfaya gönderilir. Sayfanını akışını ve mantığını dizayn ve görüntüsünden ayırmak ve tekrar kullanılablen bileşen-tabanlı teknolojiyi kullanabilmek, JSP teknolojisini diğer teknolojilerden daha hızlı ve kolay web uygulamaları yapar hale getirmiştir.

Eyl 22 2008

GPRS Nedir Faydaları Nelerdir

Posted by Türkiyenin Bilgi Portalı Tüm Dökümanlar Burada in Bilgisayar, Elektronik, Endüstri

 

GPRS, bir çok şebekenin kullanıcılarının veri uygulamalarına erişim sağlayabilmek için kullanmak durumunda olduğu verimli bir teknolojidir. GPRS, son kullanıcının mobil veri iletişimini, ‘devamlı sanal bağlantı’ durumunu ekonomik hale getirerek ve veri alımını ve gönderimini bugünkünden çok daha yüksek hızda mümkün kılarak önemli ölçüde geliştirir. GPRS, sadece bugünkü GSM teknolojisinin sunmakta olduğu veri hizmetlerine eşlik etmekle kalmaz, yarının 3. nesil hücresel ağları için planlanmakta olan veri iletişim yetilerini de şebekelere sağlar. GPRS, mobil iletişim teknolojisinde halen kullanılan devre anahtarlamalı (circuit-switched) yani kullanıcıya tahsis edilen bir tek hat üzerinden sürekli bağlantı yerine paket anahtarlamalı (packet switched), aynı hattı birden çok kullanıcının paylaştığı bir teknolojidir. Read entire article.

Eyl 22 2008

İnternet Üzerinden Bilgisayar Güvenliği ile İlgili Bilgiler

Posted by Türkiyenin Bilgi Portalı Tüm Dökümanlar Burada in Bilgisayar, İnternet

 

1. Önemli kişisel bilgilerinizi hiçbir zaman bir e-posta, anlık ileti veya açılır pencere üzerinden başkalarına vermeyin – Yasal ve kurumsallaşmış şirketlerin çoğu, parola, hesap veya kredi kartı numarası ya da diğer gizli bilgileri istemek için bu yöntemleri kullanmayacaktır. Sızdırma dolandırıcılığı yapanların insanları yanıltmaları kolaydır. Örneğin, bir e-posta iletisinin “Kimden” satırındaki adresi taklit ederler. Çoğu şirket kişisel bilgileri e-posta yoluyla istemez. Read entire article.