DİŞİ SİVRİSİNEK SOKTUĞUNDA
Şüphesiz Allah bir dişi sivrisineği de, onun üstündekini de örnek vermekten çekinmez. Böyle bir durumda inananlar bunun Efendilerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise “Allah bu örnekle neyi amaçlamış?” derler. O bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da doğruya iletir. O bununla sadece sapkınları saptırır.
2 Bakara Suresi 26
Birçok Kuran çevirisinde bizim “dişi sivrisinek” diye tercüme ettiğimiz ifadenin sadece “sivrisinek” diye tercüme edildiğini görebilirsiniz. Arapça’da dişilik ayrıca “dişi” kelimesiyle değil, kelimenin içindeki bir takıyla belirtilmiştir. Bazı çevirmenler bu takıyı çevirilerinde vurgulamayıp, sivrisineği dişilik takısını belirtmeden sadece “sivrisinek” olarak çevirmişlerdir. Kitabın bu bölümündeki incelememiz, Kuran’ın her takısının, her vurgusunun nasıl yerli yerinde olduğunu, ayette sivrisineğin dişisine dikkat çekilmesinin inceliğini gösterecektir.
Sivrisinekler genelde kan emen ve kan ile beslenen bir canlı türü olarak bilinmektedir. Bunun sebebi insanların çevrelerindeki sivrisineklerin varlığına, sivrisineklerin kanlarını emmek için kendilerine yaklaştıkları zaman tanık olmalarıdır. Oysa sivrisineklerin tamamı değil sadece ve sadece dişileri kan emer. Bu yüzden bizim sivrisinek diye nitelendirdiğimiz varlık, aslında dişi sivrisinektir. Read entire article.
Mesela sabırsız biri ‘Ya Sabır’ çekerek sabırlı olmayı başarabilir. Peki hangi ismi, günde kaç kez ve hangi halimiz için zikretmemiz gerekir? İşte cevabı…
Merhametsizlere ‘Er Rahim’, ‘Er Rahman’, aşırı sinirlilere ‘El Halim’, sevgi ve muhabbeti az olanlara ‘El Vedud’, nereye gideceğini bilemeyenlere ‘Er Reşid, sıkıntı içinde olanlara ‘El Vekil’… Esmaül Hüsna yani Allah’ın isim ve sıfatlarını günlük hayatta zikretmenin insana pratik yararları var. Bu konuda ilahiyatçılar da doktorlar da hemfikir. Esmaü’l Hüsna üzerinde araştırma yapan isimlerden Dr. Ender Saraç sinirli birinin ‘El-Halim’ esmasını çekerek daha halim selim biri olabileceğine inanıyor. Tıpkı sabırsız birinin ‘Ya Sabır’ çekerek sabırlı olmayı becerebilmesi, merhametsiz birinin ‘Er-Rahman, Er-Rahim’ çekerek merhamet sahibi olmayı başardığı gibi.
Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz’in yanına gelerek, “Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var.” der.
Bunun üzerine Peygamberimiz o kimseye, “Ne istiyorsan sor.” buyururlar. Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz arasında bizim de pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır:
İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?
Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.
İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum.
İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol.
İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.
Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun.
İnsanlar içinde Allah’a en yakın, O’nun en has kullarından olmak istiyorum.
Allah’ı çok zikredip anar ve hatırlarsan o zaman Allah’ın en has kulu olursun.
Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum.
Allah’a, O’nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O’nu görmesen de O seni görüyor.
İmanımı kemale erdirmek istiyorum.
Güzel ahlaklı olursan imanın kemale erer.
Kıyamet günü nur içinde haşrolmak istiyorum.
Hiç kimseye zulmetme, kıyamet günü nur içinde haşrolursun. Önce kendine ve insanlara merhamet et ki; Allah da sana merhamet etsin.
Günahlarımın azalmasını istiyorum.
İstiğfar ederek günahlarının bağışlanması için Allah’a yalvarırsan günahların azalır.
İnsanların en kerimi olmak istiyorum.
Allah’a kullarını şikayet etmezsen insanların kerimi olursun.
Rızkımın bol olmasını istiyorum.
Temizliğe devam edersen rızkın bol olur.
Allah ve Resulü tarafından sevilmek istiyorum.
O zaman Allah ve Resulü’nün sevdiklerini sev, sevmediklerini de sevme.
Allah’ın bana kızmasından kendimi korumak istiyorum.
Kimseye kızmazsan Allah’ın gazabından ve kızmasından kurtulursun.
Duamın kabul edilmesini istiyorum.
Haramlardan sakınırsan duaların kabul olur.
Allah’ın beni başkalarının yanında rezil etmemesini istiyorum.
Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yanında rezil olmayasın.
Allah’ın ayıplarımı, kusurlarımı örtmesini istiyorum.
Kardeşlerinin ayıplarını örtersen Allah da senin ayıplarını örter.
Benim günahlarımı ne siler?
Gözyaşların, hudûun (saygıyla Allah’a kulluğun) ve hastalıklar.
Allah yanında hangi özellikler daha faziletlidir?
Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza.
Allah yanında en büyük günah hangisidir?
Kötü ahlak ve Allah’ın emirlerine karşı gösterilen cimrilik.
Rahman Allah’ın rahmetini ne coşturur?
Gizliden gizliye sadaka vermek ve sıla-i rahim (akrabaları ziyaret ve görüp gözetmek).
Cehennem ateşini ne söndürür?
Oruç.
(Ali el-Müttaki, Kenzu’l-Ummal, 16/127-129)
Uzun zamandır tırmandırılmaya çalışılan toplumsal gerilimin son kozu Aleviler üzerinden çatışma meydana getirmekti.
Bugünlerde bu süreci yaşıyoruz.
Bazı Alevi derneklerinin Ankara’da yaptığı yürüyüşe Alevi vatandaşların büyük çoğunluğunun destek vermemesi bu çatışmadan medet umanları fena çıldırttı.
Bir kısım çevreler Alevi vatandaşları bilinçli ve organize bir gaza getirme kıskacına almış durumda.
Alevilerin bugüne kadar ezildiğini, dayatıldığını ve baskı altında tutulduğunu iddia eden çevreler bir türlü başaramadıkları ihanet planlarına adam toplamaya çalışıyorlar.
Tahrik kokan cümlelerle kardeşi kardeşe vurdurmaya çalışanların maalesef bugünlerde gazete köşelerinden fazlaca sesi çıkıyor.
Alevileri; yerleri yurtları ele geçirilmiş azınlık gibi göstermeye çalışan bu zihniyet, bunu yapanın da İslamiyet olduğunu pompalayarak iki taraflı kışkırtma operasyonu yürütüyor.
Üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarının aslında Alevilerin yurtları olduğunu, Osmanlı fetihleriyle buraların İslamlaştırıldığını savunan bu zihniyet akıllarınca lafı ‘Alevi vatandaşlara ne duruyorsunuz, ayaklanın’ demeye getiriyor.
Ve Yavuz Sultan Selim’in Alevi katliamı yaptığını savunacak kadar tarih bilgisinden yoksun bu cahiller, Alevilerin soykırıma uğradığını iddia ederek yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemeye çalışıyor.
Güya bu topraklarda Yavuz Sultan Selim ile birlikte 1517’den beri dönekler, dönmeyenlere zulmediyorlarmış.
Yani Aleviler dönmeyenler, Alevi olmayanlar da dönekler oluyor.
Sorun, Araplaşan Türklerle, Türklüğünü koruyan Aleviler arasındaymış.
Yani Aleviler gerçek Türk, Alevi olmayanlar Araplaşmış oluyor.
Sorun, Türkçeleştirilen İslamiyet’le, Arap İslamiyet’ine biat edenler arasında yaşanıyormuş.
Yani ezanı ‘Tanrı uludur’ diye okuyanlar gerçek Türk, ‘Allahu ekber’ diye okuyanlar Arap İslamiyetine biat etmiş dönekler öyle mi ?
Hikaye okumayı bırakıp da şunu adam gibi söylesenize.
Asıl derdimiz Alevilik falan değil. Bizim derdimiz İslamiyetle desenize.
Beş vakit ezanı duymak bizi çıldırtıyor desenize.
Bu millet dinine yöneldikçe biz deliriyoruz desenize.
Yıllarca Kuran-ı, ezanı yasaklayıp camileri ahıra çeviren zihniyet sizinki değil mi ?
Atatürk’ün cenazesini bile soytarılığa çevirip camiye götürmeyen, Türkçe cenaze namazı kıldıran mantık sizinki değil mi ?
Bugün de akılları İslamiyet’i kendi sapık düşüncelerine alet etmekten öte gidemeyen bir takım sözde din adamlarıyla nasıl gazeteci oldukları malum kanatlı Paris kırıkları boşuna uğraşıyor.
Ne yaparsanız yapın size inat kavga etmeyeceğiz.
Ne yaparsanız yapın bizi çatıştıramayacaksınız.
Biz Aleviyiz.
Biz Sünniyiz.
Ve hepimiz Müslümanız.
Ha ille de bu topraklarda yaşayanları bahsettiğiniz gibi dönekler ve dönmeyenler olarak ayırmak gerekiyorsa bu ülkede Alevisiyle Sünnisiyle bir bütün olan dönmeyenler ve sizin gibi ne tohumu olduğu belirsiz dönekler var.
İşte bunda haklısınız.
“Hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi iman-ı billahtır. Ve insaniyetin en âlî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billah içindeki marifetullahtır. Cin ve insin en parlak saadeti ve en tatlı ni’meti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır. Ve ruh-u beşer için en halis sürur ve kalb-i insan için en sâfi sevinç, o muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir.”
Balarıları, koku alma yetenekleri sayesinde mayın aramada kullanılacak…
Birleşmiş Milletler raporuna göre dünyada yaklaşık 110 milyon adet patlamamış mayın bulunuyor ve mayınlar her yıl 26.000 insanın ölümüne ya da ya da sakat kalmasına sebep oluyor.(1) Mayınları etkisiz hale getirmek için öncelikle yerlerini belirlemek gerekiyor. Bu son derece tehlikeli görev için bilimadamları alışılmadık bir aday öneriyorlar: Balarıları. Read entire article.
Evrim teorisini geçersiz kılan daha pek çok bilimsel gerçek vardır. Ama bu kitabın içinde incelediğimiz kadarıyla bile ortaya çıkan sonuç çok açıktır. Evrim teorisi, sadece materyalist felsefenin yaşatılması için savunulan, bilim maskesine büründürülmüş bir aldatmacadır. Bilime değil, beyin yıkamaya, propagandaya ve sahtekarlıklara dayanan bir aldatmaca…
Önceki sayfalardaki bazı temel gerçekleri şöyle özetleyebiliriz: Read entire article.
Bitkilerin soluması, yapraklardaki ‘stomata’ isimli çok küçük delikler kanalıyla gerçekleşir. Stomata yani gözenek, olabildiğince fazla miktarda CO2 (karbondioksit) içeri alacak şekilde açılıp kapanırken bitki için son derece önemli bir kaynak olan su buharını olabildiğince az miktarda dışarı bırakır. Ancak bitki, bu verimliliği sağlamada görünürde bir problemle karşı karşıyadır: Yapraklar parçalara bölünmüştür ve bu parçalar, üzerlerindeki gözeneklerin açık veya kapalı şekilde bulunmasıyla birbirlerinden farklılık gösterir.